Rahman ve Rahim Allah (c.c.)'ın adıyla
Muhammed Mehdi as'ı yalanlayan, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek / Allah'ın c.c davasını engellemek gayesiyle, türlü iftiralara, hakaretlere başvuran, bunun için video hazırlayan alim kılıklı şahsa ve avanelerine cevabımızdır
 Alemlerin Rabbi olan, mülkünde ortağı olmayan, her nefeste bize can veren, her an, şu an bizi gören, gözeten Rabbimize c.c. sonsuz hamdü senalar olsun. Elçilerini hidayetle ve hak dinle gönderen, inananları karanlıklardan aydınlığa, zulmetlerden nura eriştiren Rabbimize c.c. sonsuz hamdü senalar olsun. Her türlü hamde övgüye laik olan Rabbimize c.c. sonsuz hamdü senalar olsun.

Elçi meleklere, bütün melaike ikrama, Peygamber efendimize, bütün peygamberlere salat ve selam olsun. Onların Aline ve Ashabına da selam olsun. Rabbimizin Rahmeti bütün inananların üzerine olsun.

Mülkün tek sahibi olan Rabbimiz c.c. bütün bir kainatı mahluku için yaratmış, mahluku içerisinden insanı kendisi için yaratmış, zaman zaman insanlar arasından bir insanı ezelde taktir ettiği üzere elçisi olarak vazifelendirmiş ve Elçisine iman edenlere sonsuz bir cenneti vadetmiş. inkar edenleri de sonsuz bir azapla korkutmuş. Yaşadığımız bu dönemde de Rabbimiz c.c Muhammed Mehdi a.s ı insanlar arasından seçti Peygamberimizi tastik eden bir nebi olarak vazifelendirdi. Bize de inananlardan olmayı nasip eyledi. Bizler Rabbimizin rahmetiyle, hidayetiyle imanla beraber gece ile gündüz gibi değişen hayatlarımızdan sonra, Rabbimiz'in CC dini davası üzere yaşayan, Rabbimizin emrini bütün insanlığa tebliğ etmeye çalışan inananlarız. Bizler Rabbimiz'in cc emrini bütün bir insanlığa anlatmaya çalışırken, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyen bazıları da, Allahın c.c davasını engellemek gayesiyle, türlü iftiralara, hakaretlere başvuruyorlar. Bunlardan birisi de son günlerde karşımıza çıkan ve Mehdi a.s.'ı yalanlamak için video hazırlayıp, avaneleri ile beraber Allah'ın CC davasının önüne taşkoymaya çalışan, alim kılıklı bir vatandaş. Bu vatandaş, çıkmış Mehdi hidayet edici demek diyor ve ilimde ne kadar ileri olduğunu ispat ediyor.  

  Rabbimiz c.c. hidayet Allah’tandır buyuruyor. Hidayet ancak Allah’tandır (cc), peygamberler insanların hidayetine vesiledir. Mehdi hidayet edici demek diyorsun, Hidayet Allah’tandır. Mehdi as da diğer peygamberler gibi Peygamberimiz sav gibi, insanlığın hidayetine vesiledir. Sen kendi mehdini bulduysan tamam. Peygamberimiz'in haber verdiği Mehdi gelince zaten sen askerisin. Mehdi as geldiğinde zaten, otomatikman askeri olacağım, askere çağırılacağım diyorsun. O halde buyur gel, askeri ol. Ama sen, melek beklediğin için, kendin gibi bir insanın, Mehdi as olmasına ihtimal veremediğin için, bu halinle ancak mahşerde inanırsın. Duamız, inşallah ölmeden uyanırsın. Uzaktan biz seni görmeden sevdik demek kolay. Ama elçi gelince, “hemen yalanladılar”, ayetine muhatabsın. Ehli kitabın âlimleri de sizin gibi Peygamberimiz sav geldiğinde, önce kendilerinin hemen inanacaklarını söylediler. Peygamberimiz sav, ben Allah’ın resulüyüm deyince, önce yalanlayan kendileri oldular.

Fütühat-ül Mekkiye isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle bildirmektedir: “... Mehdi as'ın açık düşmanları fukaha (yani fıkıh, din âlimleri) olacak. Çünkü halk arasında bir imtiyazları (yani ayrıcalıkları) kalmayacak. Hatta ahkam (hüküm)hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın (Mehdi a.s.'ın) gelişiyle alimlerin, hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek... Şayet elinde ilim kılıncı olmasaydı, onun ölümüne fetva verirlerdi. Lakin Allah onu ilim kılıncı ve cömertliğiyle hakim kılacak… Ondan hem korkacaklar, hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler. Fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.”

Muhyiddin Arabi, tam sizi ve sizin gibileri anlatmış. Ne diyelim, Rabbim ders alıp hatasından dönenlerden olmayı nasip eylesin. Yine, “bir mürşidi kamile tabi olduysan, hidayete eriştin, doğru yolu buldun.” diyorsun, Peygamberimiz sav e iman ettiği ve Peygamberimiz ile beraber yaşadığı halde sahabeler, zaman zaman ben münafık mı oldum? diye Peygamberimize sormuşlar. Yine sahabe içerisinden bazıları savaşta öldüklerinde, Peygamberimiz münafık olduklarını söyleyerek cenaze namazlarını kılmamış. Ancak sizler kesin iman sahibisiniz, kendinizi sahabeden daha ileri görüyorsunuz, sahabeler ben Münafık mı oldum derken , sizin imanınızdan hiç şüpheniz yok. Rabbimiz'in hidayetine ihtiyacınız da yok, zaten kendinizden mü'minsiniz. Mehdi as geldiği zaman zaten kesin olarak inanacaksınız. Peygamberimiz sav; “ahir zamanda bin kişi bir mescitte namaz kılacak, içinde bir tane mümin bulunmayacak” buyurduğu halde, bunlar kesin iman sahibiler. Rabbimizin cc hidayetine de ihtiyaçları yok. Nasıl olsa hidayet bunların aklında, ilminde ... Peygamberimiz , “ashabı bedir ashabı kadardır” buyurduğu halde, bunların hepsi hemen inanacaklar. Peki, soruyoruz bu adama; Mehdi as geldiğinde, yüzbinlerce tarikat ehli hemen inanacaksa, sen mi yalancısın? Yoksa, ashabı bedir ashabı kadardır buyuran, Peygamber efendimizi mi yalanlıyorsun? “Peygamberimiz sav, ismi benim ismime uygun olacak, ama adı Osman” diyorsun. Mehdi as’ın babasının verdiği değil, Rabbimiz cc katındaki adı Muhammed’dir. Muhammed adı, Mehdi as’ın Levhi mahfuzdaki adıdır. Rabbimiz cc ayeti celilesinde “Allah dilediğini yaratır ve seçer, seçmek onlara ait değildir” buyuruyor. Ama, zaman ahir zaman olduğu için, artık Allah cc dilediğini (Osman adındaki bir şahsı) seçemez. Bu adamlara soracak (haşa) bunlar müsaade ederlerse, uygun görürlerse; Rabbimiz cc Muhammed Mehdi as ı seçecek. Bunlar yalanlayadursunlar, Rabbimiz cc Osman adındaki şahsı Muhammed Mehdi adıyla nebi vasfıyla , (Peygamberimiz'i tasdik eden bir nebi olarak) vazifelendirdi.

“Ama adı Osman” diyen, bu ezber alimleri Peygamberimiz sav döneminde yaşasalardı Tevrat’ta Münhemenna diye geçen, İncil’de Faraklit diye geçen Peygamberimiz'e henüz ortada Kur-an’ı Kerim de yokken nasıl inanacaklardı? “Gelecek olan kurtarıcının adı Faraklit olacak, oysa bunun adı Muhammed/Ebel Kasım” deyip, inkar eden ehli kitap alimleri gibi, alaya alıp inkar mı edeceklerdi ? yoksa, iman mı edeceklerdi? Rabbimiz cc, peygamberlerine babalarının verdiği isimle mi? yoksa Levhi Mahfuzdaki adı ile mi hitap etmiştir? Yine Rabbimiz cc, Musa as a Firavunun verdiği isimle mi? yoksa ezelde takdir ettiği, Levhi Mahfuzdaki adı ile mi hitap etmiştir? Bu ve bunun gibi alim kılıklı cahiller, Peygamberimiz aleyiselatü vesselam geldiğinde, “Allah aramızdan bula bula seni mi buldu?” diyen ehli kitap alimlerinin yerlerine yerleştiler. Onlar da kendilerinden çok emindi, bunlar da kendilerinden çok eminler. Ne de olsa hidayet bunların elinde. Haşa, gökte Allah, yerde bunlar. Bu adamlar adı, soyadı, babası, annesi, sokağı, mahallesi, nüfus cüzdanına bakıp, hiç imtihansız Mehdi as’a inanacaklarını zannediyorlar. Hz Ömer ve onun gibi nice sahabeler, Peygamber efendimiz'in, Allah’ın elçisi olduğuna yıllar sonra inanabildiği halde, bunlar işitir işitmez hemen Mehdi as a inanacaklar. Mehdi as zuhur etti, buyrun iman edin dediğimizde ise, Rabbimiz'in cc ayeti celilesinde; “…Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz, bir sapıklık ve bir delilik etmiş oluruz. Zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Doğrusu o şımarık ve aşırı yalancıdır.” dediler. buyurduğu gibi bunlar da içlerinden bir insanın Mehdi as olmasına inanamıyorlar, “emicemin oğlu”, diyerek alay etmekle yetiniyorlar. O halde bu Kemal emicemize soruyoruz; peygamberler bir babanın, bir amcanın oğlu değiller miydi? Yoksa gökten mi indiler? Allah cc basiret versin.

Rabbimiz cc ayeti celilesinde; “Onlar, Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Fakat kendilerine yazık eden topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından emin olmaz” buyurduğu halde, yine bir başka ayeti celilesinde Rabbimiz cc; “İnsanlar imtihan edilmeden “inandık” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?” buyurduğu halde, yine Peygamberimizin; “ahir zamanda bin kişi bir mescitte namaz kılar, içinde bir tane mümin bulunmaz” buyurduğu halde, ben Müslümanım diyen herkesin, hemen inanacağını zannediyorlar. Allah’ın tuzağından, Allah’ın cc imtihanından kesin emin bir şekilde, imtihan edilmeden, nüfus cüzdanına bakıp hemen Mehdi as’a inanacaklarını zannediyorlar. Rabbimiz cc ayeti celilesinde “Biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Hangi ümmete peygamber geldiyse onu yalanladılar…” buyurmasına rağmen, bunlar Mehdi as ı görür görmez tanıyacaklarını, inanacaklarını zannediyorlar. Ne de olsa bunların hayalinde Mehdi as bir melek, ya da melek gibi bir insan olduğu için görür görmez tanıyacaklar. Ama Rabbimiz, her dönemde olduğu gibi, kendileri gibi bir insanı ezelde takdir ettiği üzere, vakti geldiğinde Muhammed Mehdi adıyla, nebi vasfıyla vazifelendirince, Allah’tan vahiy almışçasına kendilerinden emin bir şekilde yalanlıyorlar. Alaydan öte, edebi aşan sözleri ile dilleri sarktıkça sarkıyor… Rabbimiz' in cc ayeti celilesinde; “seni gördükleri zaman Allah’ın peygamber olarak gönderdiği bu mu? diyerek seni eğlenceye almaktan başka bir şey yapmazlar” buyurduğu üzere alay ediyorlar. Her dönemde insanlar gelecek olan elçiyi melek gibi bir insan hayaliyle beklerken, içlerinden bir insanın günün birinde çıkıp, Allah cc aranızdan beni peygamber seçti demesine şaşmışlar, inkar etmişler. Melek gibi ya da insanüstü bir peygamber beklemeye devam etmişler. Ebu Cehiller de, o devrin ehli kitap alimleri de mahşer günü Muhammed (Peygamberimiz ) Allah’ın cc Resulü mü değil mi görecekler. Bunlar da, mahşer günü adı Osman diyerek inkar ettikleri bu şahıs Muhammed Mehdi as mı değil mi görecekler. Bu şahsın Allah’ın nebisi Muhammed Mehdi as olduğuna bizim şahidimiz Rabbimiz'dir cc. Olmadığına sizin şahidiniz kimdir? Rabbimiz cc ayeti celilesinde; “Hayır! (O inkârcılar,) ilmini kavrayamadıkları ve hakikati/yorumu kendilerine gelmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de tıpkı böyle (peygamberlerini) yalanlamışlardı. İşte bak zalimlerin sonu nice oldu!” buyuruyor.

Peygamberimiz (s.a.v.); hadisi şeriflerinde Mehdi as’ı kendisiyle kıyas etmiş, "Adı adıma uygun, babasının adı babamın adına uygundur", buyurmuştur. Peygamberimiz'in de Muhammed Mehdi as ın da Rabbimiz (c.c.) katında adı Muhammed'dir. "Adı adıma uygundur" buyururken Muhammed'e uygun bir Muhammed yani resule uygun bir nebi olduğunu işaret etmiştir. "Babasının adı babamın adına uygundur" buyururken de beden soyu değil, peygamberlik soyundaki babaları İbrahim (a.s.)'ı işareten "Babasının adı babamın adına uygundur", buyurmuştur. Rabbimiz (c.c.) ayeti celilesinde "Peygamberleri birbirinin soyundan gönderdik", bir başka ayetinde ise "... Peygamberleri İbrahim'in soyundan gönderdik ..." , "... İbrahimoğullarına kitap ve hikmet verdik..." buyurmuş. Bu sırra binaen peygamberlerin de, Peygamberimiz'in de, Muhammed Mehdi (a.s.)'ın da peygamberlik soyunda atası (babası) İbrahim (a.s.) olduğu için, babasının adı babamın adına uygundur buyurmuştur. Yine Peygamberimiz (s.a.v.), "Peygamberler, anneleri ayrı babaları bir kardeşlerdir", buyurmuştur. Yani, beden soyunda, peygamberler farklı anne babalardan olmakla beraber, ruh soyundan, peygamber soyundan, bütün peygamberler kardeştir. Mehdi as ın ortaya koyduğu bu delillerin tamamı Mehdi as ın Allah ın Nebisi olduğunun ispatıdır.

Ama ilmin hakikatinden nasibi olmayan bu ezber alimleri; acaba Peygamberimiz sav neden Mehdi as ın zuhurunu müjdelemiş, kendisiyle kıyas etmiş, neden adını adıyla, babasının adını babasının adıyla, ashabını ashabıyla kıyas etmiş ve “ben islamın başıyım Mehdi de sonu olacak” buyurmuş, bunun hikmeti nedir? diye düşünmeden alelade bir isim benzerliği zannetmişler. Peygamberler kendilerinden sonra gelecek olan elçiyi müjdelemekle vazifelidir. Peygamberimiz'in sav , Mehdi as ı müjdelemesi de bundandır. “Nebi olamaz” diyen bu beyefendiye soruyoruz: Mehdi as Nebi değilse, Peygamberimiz sav bir evliyayı mı müjdelemiş ve kendisi ile kıyas etmiş? Ve inkar eden kafir olur buyurmuş. Kimi inkar eden kafir olur? Allah cc basiret versin. yine bu vatandaş çıkmış, Ahzab suresini delil göstererek, Peygamberimizin son peygamber olduğunu, Mehdi as ın nebi olamayacağını söylüyor. Mübarek, bu ayeti biz de yıllardır okuyoruz. Mehdi as ın zuhuruna kadar biz de bunu böyle biliyorduk. 1400 senedir de böyle biliniyor. Ama Rabbimiz cc “Allah’ın tuzağından emin mi oldunuz”, “…bütün toplulukları imtihan ettik” buyuruyor. Ama bu vatandaş , Allah’ın cc imtihanından emin bir şekilde nebi olamaz diyerek, Rabbimizin imtihanına meydan okuyor.

Rabbimiz cc, Ahzab suresinde (40. ayet) "Muhammed, adamlarınızdan hiçbirisinin babası değildir; fakat o Allah'ın Resûlü ve Nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." buyuruyor. Yine Rabbimiz ayeti celilesinde; “Andolsun ki senden önce peygamberler gönderdik; onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadıkça bir âyet getiremez. Allah’ın emri gelince de adalet yerine getirilir. Batıl taraftarları işte böylece hüsrana uğrarlar.” buyuruyor. Peygamberimiz sav, Mehdi as ın gelişini müjdelemiş, "O, Allah(c.c.)'ın halifesidir", "İlmi ona Allah(c.c.) verecek.", "Başının üstünde bir melek olacak", “Nübüvvet mührü olacak”, "Allah(c.c.) onu bir gecede ıslah eder" gibi birçok hadisle vasfına işaret etmesine rağmen imtihan sırrı gereğince açık olarak Mehdi as nebi olacak gibi bir bilgi vermemiştir. Bundan dolayı Muhammed Mehdi as ın nebi vasfıyla zuhuru, insanlık için bir imtihan vesilesi olmuştur. Rabbimiz bir çok ayeti celilesinde “…her şeyi çift yarattığını…” haber veriyor. Rabbimiz cc, nasıl Musa as ın yanında, Harun as ı, tasdik eden bir nebi olarak, Davut as’dan sonra Süleyman as’ı, tasdik eden bir nebi olarak, İsa as’ın yanına Yahya as’ı, tasdik eden bir nebi olarak vazifelendirmişse, Peygamberimiz'den sonra da Muhammed Mehdi as’ı da, Peygamberimizi sav tasdik eden bir nebi olarak vazifelendirmiştir. Rabbimiz cc Ahzab suresi 40. Ayetinde “Muhammed, adamlarınızdan hiçbirisinin babası değildir; fakat o Allah'ın Resûlü ve Nebilerin sonuncusudur” buyurmuştur. Muhammed adı, hem Peygamberimiz efendimiz'in hem Muhammed Mehdi (a.s.)'ın Rabbimiz katındaki adıdır. Rabbimiz (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de Muhammed adıyla, bir isimle iki şahsa; zahirde o gün yaşayan Peygamberimiz'e, batında sonra gelecek olan Muhammed Mehdi (a.s.)'a işaret etmiştir. Bu Allah’ın mucizesidir. "Muhammed, Allah'ın Resulü" buyururken Resul olan Muhammed; Muhammed Mustafa'ya ve "Nebilerin sonuncusudur" buyururken de Nebi olan Muhammed; Muhammed Mehdi as a işaret etmiştir. Ancak bu arkadaş, Allah’ın cc sınırsız ilmini ve imtihanını hiç hesaba katmadan kendince Peygamberimiz son peygamber, adam çıkmış Muhammed adını kendine uydurmuş, diyerek nefsini ilah edinip, Allah’ın ilmine, hikmetine, imtihanına karşı, küçücük aklıyla savaş açmış. Peygamberimiz sav, “her ayetin bir zahiri bir de batını vardır” buyurduğu halde, bu arkadaş, ben zahire bakarım edasıyla, Allah’ın ilmini kendi aklıyla sınırlamış. Rabbimiz'in, “Allah’ın tuzağından emin mi oldunuz” ve yine “bütün toplulukları imtihan ettik” ayetlerine rağmen, Allah’ın cc kendilerini imtihan etmeyeceğinden emin olmuş.

Yine bu arkadaş, ayın ikiye yarılması hadisesini de, hikmetinden yoksun bir şekilde, karpuzun ikiye yarılması gibi anlatıyor. Sanki gayb ortadan kalkmış, ay karpuz gibi yarılmış, herkes de bu haliyle görmüş gibi anlatıyor.

Kütüb-i Sitte’de sahabe şöyle anlatıyor; “Biz, Mina’da Resulullah aleyiselatü vesselam ile beraberken ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası dağın önünde idi. (Resulullah) bize şahit olun buyurdu.” Rabbimiz cc ayeti celilesinde; “O müminler ki gayba inanırlar” buyuruyor. Şüphesiz Peygamberimiz'in, ayı yarma mucizesi haktır, ayetle de sabittir, ancak gaybı kaldıran bir mucize değildir. Mucizeler, aklı aciz bırakır, ancak gaybı kaldırmaz. Gayb kalksa iman olmaz. Bütün peygamberlerin mucizeleri haktır, ancak gaybı kaldırmaz, gaybla beraberdir. Bundan dolayıdır ki Rabbimiz ayeti celilesinde; “Bir de onlara her birinin içinde açık bir imtihan bulunan alametler (mucizeler) vermiştik.” buyuruyor. Peygamberimiz'in, ayı ikiye yarma mucizesinin hikmeti, peygamberliği ikiye ayırmasına işarettir. Peygamberimiz (s.a.v.); yarılan ayın ilk yarısı, Resul olan Muhammed, Muhammed Mehdi (a.s.); yarılan ayın ikinci yarısı, nebi olan Muhammed'dir. Nasıl ki ay, güneşten aldığı ışığı dünyaya yansıtıyorsa, peygamberler de Rabbimiz'den aldığı vahyi (nuru) insanlığa yansıtan elçilerdir. Peygamberimiz'in başka bir cismi değil de ayı yarması ve ikiye yarmasının hikmeti budur. Peygamberimiz efendimiz'in; hicret esnasında, Medineliler tarafından "ay doğdu üzerimize" sözleriyle karşılanması da bunun ispatlarındandır. Rabbimiz'in c.c. vahyiyle, Peygamberimiz (s.a.v.)'in ayı ikiye yarması gibi, bugün de Rabbimiz'in vahyiyle, Muhammed Mehdi as; ilmiyle ayı ikiye yarmış, mucize yeniden tekrarlanmıştır, Muhammed Mehdi as ın nebi vasfıyla zuhuru ile de, fiili olarak mucize tamamlanmıştır. Rabbimiz'in Muhammed Mehdi as a bildirdiği bu delillerin tamamı, Muhammed Mehdi as ın Allah'ın halifesi olduğunun ve Peygamber Efendimiz'i tasdik eden nebi olduğunun ispatıdır. Şahit olarak ALLAH yeter. (c.c.) Peygamberimiz sav “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber gelmeyecek” buyurmuş yine Peygamberimiz sav ; "Kıyamete yakın bir zamanda İsa a.s. da Mehdi a.s. da gelecektir" buyurmuştur. Peygamberimiz'den sonra İsa as'ın nüzulü, Mehdi as'ın zuhuruna kadar bir peygamber gelmeyecektir ancak şüphesiz bir peygamber olan İsa a.s. da yine bir nebi olan Mehdi as da Peygamberimizi sav tasdik eden nebiler olarak geleceklerdir. İslam son dindir, Kur'anı Kerim son kitaptır, Peygamberimiz kitapla gönderilen peygamberlerin sonuncusudur. İsa a.s. da, Mehdi a.s. da, islam üzere, Kur'an üzere, Peygamberimiz efendimizi tasdik eden nebiler olarak gelmişlerdir.

Yine bu vatandaş, Medine’de doğacak değişik rivayetler var diyor. ama rivayetleri açıklamıyor. Peygamberimiz'in; "Medine'den çıkacak, Mekke'den çıkacak, şarktan(doğu tarafından) çıkacak" bir başka rivayette ise, "Mağrib (batı) memleketlerinde doğacak ve denizi aşıp gelecektir" buyurmasına rağmen, Mehdi as ın Sakarya’da doğduğuna inanamıyor. Muhammed Mehdi as, Türkiye'de (Sakarya'da) doğmuş, Rabbimiz'in kendisini insanlar arasından seçip Muhammed Mehdi adıyla, Nebi vasfıyla vazifelendirmesinden yedi yıl sonra, otuz beş yaşlarında, 2011 yılında, önce ev halkına tebliğ yaptıktan bir müddet sonra Medine'ye, oradan Mekke'ye gidip, ardından da tekrar Türkiye'ye dönmüş; tebliğlerle ve mücadelelerle geçen yılların ardından Türkiye'den, İslâm'ın (hilafetin) battığı yer olan İstanbul'dan (ikinci Medine'den) zuhur etmiş / tamamen ortaya çıkmıştır.

Bu kadar ispata rağmen, bu arkadaş, bu zamanda gelmeyecek dedikten sonra, “İstanbul’dan çıkmış” diyerek kendince alay ediyor. Tabi ne de olsa ahir zamanın ahirindeyiz. Allah cc, Mehdi as ı gönderirken bunlara soracak, bunlar hangi yüzyılda gelmesini isterlerse, o yüzyılda gönderecek. Bu zamanda gelmeyecek dediyseler, gelmeyecek. Neden mi? Kendileri toplanıp, başlarına müceddid seçtiler ya: Mehdi as ın bu yüzyılda gelmemesi lazım. Çünkü gelirse, seçtikleri müceddid yalan olacak. Bundan dolayı Mehdi as ı duyunca, gelemez diyerek bas bas bağırıyorlar. Zaman ahir zaman, artık müceddidleri, alimler seçiyor. Mehdi as ın ne zaman geleceğine de, hangi şehirden çıkacağına da onlar karar verecek. Onlar ne zaman gelmesini isterlerse, Allah cc o zaman gönderecek (Haşa). Ne diyelim, Allah cc basiret versin. Bunlar yalanlaya dursun, Muhammed Mehdi as aramızda… İnananlar bunun apaçık bir gerçek olduğunu, Rabbimiz'in hidayetiyle görüyorlar ve apaçık bir istikametle de yaşıyorlar. Ancak bu beyler, kendilerinin ilim sahibi olduğunu ima ettikten sonra, Muhammed Mehdi as a inananlara, "şu kadar ahmak” diyerek, farkında olmadan Allah’ın ayetlerine muhatab oluyor, kendilerinden önceki inkar edenlerin düştükleri çukura düşüyorlar. Rabbimiz cc ayeti celilesinde; “Yine onlara: “(Gerçek mü’min) insanların iman ettiği gibi iman edin.” denildiği zaman: “Biz ille de, o sefih (ahmak) kimselerin inandığı gibi mi iman edelim? (Bizimki bize yeter.)” derler. İyi bilin ki, asıl sefih olanlar kendileridir. Fakat (bunu) bilmezler.” buyuruyor. Bunlar alay ededursun, Muhammed Mehdi as İstanbul’dan, "O, Konstantiniyye'yi (İstanbul'u) fethedecek" hadisinin de sırrıyla, Mekke ve Medine’de doğan islamın, battığı yer olan/İstanbul'dan zuhur etmiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.)'in (Mekke - Medine'den) zuhuru; İslâm güneşinin doğudan doğuşu, Muhammed Mehdi as ın da (İstanbul'dan) zuhuru; İslâm güneşinin batıdan doğuşudur. Peygamberimiz 'le doğan islam güneşi (yani İslâm'ın bayraktarlığı, hilafet) asırlar sonra Araplardan Türklere (Osmanlıya) geçmiş, asırlarca devam ettikten sonra, son İslâm devleti olan Osmanlı'nın yıkılmasıyla (hilafetin kaldırılmasıyla), Türkiye'de (hilafetin merkezi olan İstanbul'da) batmıştır. Bugün Muhammed Mehdi a.s.’in Türkiye'den (İstanbul'dan) zuhuruyla, İslam'ın güneşi hem battığı yerden hem de batıdan doğmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.); "Ben İslâm'ın başıyım Mehdi de sonu olacak" hadisinin sırrıyla, Araplar içerisinden seçilmiş ve Kur'an kendisine indirilmiş olan, bir resul peygamber olmakla İslâm'ın başıdır. Peygamberimizin soyundan gelen Muhammed Mehdi (a.s.); Türkler içerisinden seçilmiş, son resul peygamberi tasdik eden son nebi olmasıyla İslâm'ın sonudur. Kader sırrıyla İslâm'ın sancaktarlığının/hilafetin Araplardan Türklere geçmesi bunun içindir. Peygamberimiz'den günümüze geçen yaklaşık 1400 yıllık zamanın ilk yarısında hilafetin Arapların elinde olması, ikinci yarısında ise Türklerin elinde olması bundan dolayıdır. Yine kutsal emanetlerin, İslâm'ın başındaki şehir olan Medine'den alınıp, İslâm'ın(hilafetin) son şehri olan İstanbul'a getirilmesi ve bugün Muhammed Mehdi as ın, kutsal emanetlerin bulunduğu şehirden, "O, Konstantiniyye'yi (İstanbul'u) fethedecek" hadisinin de sırrıyla, İstanbul'dan zuhur etmesi bundan dolayıdır. Yine bu aklı evvel arkadaş, “Peygamberimiz'in soyundan gelecek ama bu adam Türk, Arap değil” diyerek ilimde bir rekora daha imza atıyor. Bu arkadaştan öğrendiğimize göre Peygamberimiz'in soyundan gelenler sadece Arap, Kürtlerden ya da Türklerden, ya da başka bir kavimden hiç kimse Peygamberimiz'in soyundan gelemez. Yani Peygamberimiz'in soyu Araplardan Türklere geçemez. Sormak lazım bu arkadaşa; acaba Peygamber efendimiz'in soyundan geldiği İbrahim as Arap mıydı? Ya da onun da soyundan geldiği Adem as Arap mıydı? Ya da Adem as ın soyundan gelen bunca ırk/kavim nasıl oldu? Allah cc basiret versin. Yine bu arkadaşlar, haşa kınamıyoruz, hastalığı veren Rabbimiz cc, ancak kendileri, kendi ihtiyacını göremeyecek durumdaki bir insanı müceddid olarak seçtikleri halde, Allah’ın cc seçtiği Muhammed Mehdi as için, “yattığı yerden Mehdiyim diyor, Mehdi ise dünyayı düzeltsin” dedikten sonra, internet üzerinden yapılan tebliğimizi ve inananların mücadelesini alaya alıyor. Herhalde Muhammed Mehdi as ve O'na inananlar, böyle bir zamanda dumanla haberleşecek, insanlara böyle tebliğ yapacaklar.

Yine, Mehdi geldiği zaman, insanların Müslümanım demeye korkacağı bir zamanda, dünyanın zulme boğulduğu bir zamanda çıkacak, ortalığı düzeltecek ve dünyayı adaletle dolduracak diyor. Bu arkadaş herhalde kendi evi rahat içinde olduğu için şu anda dünyanın zulme boğulduğunu göremiyor. Peygamberimiz'in (s.a.v.); "Kıyamet alametleri bir ipe dizilmiş tesbih taneleri gibidir. İp bir kere koptumu hepsi peşpeşe zuhur eder." buyurduğu üzere bütün kıyamet alametlerinin bir bir yaşandığı, binaların zinaların çoğaldığı, bütün islam dünyasının ateş çemberi altında kaldığı, Irak ve Afganistan'ın dağılmasından sonra, peşpeşe; Tunus, Bahreyn, Yemen, Ürdün, Libya, Mısır, Suriye gibi ülkelerin dağıldığı, tamamen zulme boğulduğu ve Fırat'ın kenarında büyük savaşın çıktığı, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Afrika’da türlü türlü zulümlerin yaşandığı ve artık zulümlere göktekilerin ve yerdekilerin tahammül edemez olduğu böyle bir zamanda, herhalde sadece kendi keyfine baktığı için huzur içerisindeyiz diyen bu adama söyleyecek söz bulamıyoruz .

Yeryüzünde Allah’ın cc kitabıyla hükmolunan hiçbir yer olmadığı halde, Allah’ın kitabının, hakim olmadığı bir yerde, sistemin müsaade ettiği kadar islamı yaşayıp, bak ne kadar rahat islamı yaşıyoruz... Namaz serbest... oruç serbest... bitti. Edasıyla konuşan bu adama ne diyebiliriz? Bu arkadaşın islamdan anladığı bu. Nasıl olsa, Mehdi as ortaya çıktığında bir anda dünyayı düzeltecek, kendisi de hiç imtihana tabi olmadan, nüfus cüzdanına bakıp hemen iman edecek, sonra da rahat içerisinde yaşamına devam edecek. Rabbimiz cc her elçi gönderdiğinde, insanlığı imtihan etmiş. Musa as geldiğinde İsrailoğulları; “ya Musa, sen gelmeden önce de bize işkence edildi, senden sonra da bize işkence ediliyor” demişler. Yine İsa as ın; bir kurtarıcı gelecek, dünyayı ilzam edecek, hükmü altına alacak diye haber verdiği, bütün peygamberlerin başı olan, Peygamberimiz sav geldiğinde, toplum içerisinde zengin ve itibarlı olan Ebu Bekir gibi, Ömer gibi sahabeler sokakta dövülürken; yine Bilali Habeşiler taşların altında büyük imtihanlara tabi olurken; Yasirler, Sümeyyeler işkencelerle şehit edilirken; Peygamberimiz ne yapabilmiş. Hz Bilal, işkencelerden takati kesilince, artık dayanamıyorum. Diyerek, Peygamberimize haber göndermiş. Peygamberimiz sav Bilali Habeşi’yi kurtaramamış. Ancak, Rabbimize dua edip; ya Rabbi Bilal’in üzerine sabır yağdır buyurmuş. Sahabeler hayatları boyunca bunun gibi nice işkenceler, imtihanlar yaşamışlar. Ancak bu aklı evvel arkadaşlar, Mehdi as ın gelip bir anda dünyayı düzelteceğini, adaletle dolduracağını söylüyorlar. İnananlar bugün, türlü imtihanlardan geçerken, bunlar, koltuğuna kurulmuş, Peygamberimizi yalanlayan, alay eden o devrin alimlerinin; “peygamberse bu adamları kurtarsın, dünyayı düzeltsin, biz de görelim” dedikleri gibi, yine İsrailoğullarının; “ya Musa sen git rabbinle beraber savaş” dedikleri gibi, bunlar da aynı şekilde, “Mehdi as dünyayı düzeltsin biz de rahat içinde yaşayalım” diyorlar. Tabi zaman değişti. Artık insanlar Rabbimizi imtihan ediyor.(Haşa) Mehdi as Rabbimiz'in cc dilediği gibi bir imtihan sebebi olarak değil, insanların istediği gibi gelecek bir anda dünya düzelecek , insanlar da keyif içerisinde yaşayacaklar. Rabbimiz cc dünyayı bir anda düzeltmeyi dilese Mehdi as a ihtiyacı mı var? Rabbimiz, elçilerini, insanları imtihan etmek, emir ve hükümlerini bütün insanlığa anlatmak ve insanların hidayetlerine vesile olmak için göndermiştir. Elçiler kurtarıcıdır. Rabbimiz'in hidayeti ile iman edenleri cehennemden kurtarıcıdır...kurtulmalarına vesiledir.

Peygamberimiz sav geldiğinde, önce gizli tebliğ yaptığı, ardından dört beş senede kırk kişi iman ettiği ve ancak kırk kişi iman ettikten sonra meydana çıktıkları ve mücadeleye başladıkları halde; yine 13 senede ancak 300 civarında kişiye ulaşabildikleri halde, Mehdi as geldiğinde bir anda ortaya çıkacak, dünyanın karşısına dikilecek, hemen herkes iman edecek. Hiç imtihan falan yok, ne güzel… Senin gibi herkes hemen inanacaksa, Peygamberimiz “Ashabı bedir ashabı kadar olacak” buyurduğu halde, bu nasıl olacak? Allah cc basiret versin.

Yine Bu arkadaş, “Mehdi as ne yapıyor” diyor. Mehdi as yedi yılı aşkın bir zamandır inananlarla beraber insanlara tebliğ ediyor. Allah’ın cc dinini anlatmaya gayret ediyor. Bununla beraber sizin gibi: Rabbinden gafil olduğu halde, hafızasına doldurduğu zahiri ezberlerle, nefsini ilah edinip, insanlara ‘’sakın ha inanmayın’’ diyerek, insanları Allah’ın yolundan saptırmak isteyenlerle mücadele ediyor. Peygamberimiz sav ortaya çıktığında ne yaptı? Önce ailesinden, yakınlarından: eşinden, Ebu Bekir’den, Ali’den başlayıp insanlara tebliğ etmedi mi? Bütün elçilerin hayatları böyle değil mi? Peygamberimiz ya da Rabbimizin vazifelendirdiği hangi elçi gelir gelmez kılıcını eline alıp, meydana çıkıp insanlara meydan okudu? Hangi peygamberin hayatında böyle bir şey var? Bunların beklediği masal kahramanı gibi bir şey. Bu hayallerle bekleyenler, Mehdi as ı mahşer günü tanıyacaklar. Ne diyelim, Allah cc basiret versin.

Yine bu hoca zademiz; Mehdi, ben Mehdiyim demeyecek diyor. Eğer ben Mehdiyim demeyecek sözünü; (Mehdiyim/hidayet edenim) demeyecek şeklinde anlarsak evet doğrudur. Tabi ki Mehdi as haşa ben hidayet edenim demiyor. Hidayet Allah’tandır. Ben, insanların hidayetine vesileyim diyor. Hidayet Allah’tandır cc. Elçiler Rabbimizin hidayetine vesiledir. Ancak, ben Mehdiyim demeyecek sözünü, Mehdi as olduğunu açıklamayacak şeklinde anlarsak, bu nasıl olacak? Mehdi as, Mehdi as olduğunu söylemediği sürece, hiç kimsenin onun, Mehdi as olduğunu bilmesi mümkün değildir. Hangi elçi, kendisinin Allah’ın elçisi olduğunu söylemediği halde, insanlar onun Allah’ın elçisi olduğunu bilmişlerdir? Peygamberimiz sav, kırk yaşına kadar insanların arasında yaşadığı halde, kim kendisinin peygamber olduğunu bilebilmiştir? Böyle bir şey mümkün müdür? Elçiler, ben Allah’ın elçisiyim dedikleri halde, insanlar inkar ederken, Mehdi as Mehdi olduğunu söylemeyecek, ama insanlar ona inanacaklar. Nasıl olacak. Mehdi as, kendisinin Mehdi as olduğunu bildikten sonra, Mehdi as olduğunu söylemeden, hiç tebliğ yapmadan yedi yıl yaşamış, ardından Rabbimizin emri üzere tebliğe başlamıştır. İlk bir yıl gizli tebliğ yaptıktan sonra, altı yılı aşkın zamandır da, açıktan tebliğe devam ediyor. Peygamberimiz; “kim Mehdiyi inkar ederse kafir olur”, ”Karda sürünerek bile olsa biat edin” buyurduğu halde, Mehdi as, Mehdi as olduğunu söylemeyecekse, işitmediği halde nasıl inkar eden kafir olacak? Yine nasıl kendisine biat edilecek?

Yine bu arkadaş, Allah onu bir gecede ıslah eder. hadisine işaret edip, “Allah ona bir gecede yükleyecek” diyor. Evet, Rabbimiz cc bir gecede Mehdi as ı ıslah etmiştir. Nefsinden arındırmıştır, sırra erdirmiştir ve zatını tanıtmıştır. Ancak nasıl Peygamberimize Kur-an’ı Kerim peyderpey vahyolunmuşsa, Rabbimiz cc Muhammed Mehdi as a da Kuran’ın ilmini peyderpey vahyediyor.

Yine bu arkadaş, Muhammed Mehdi as ı, sapıklarla kıyas edip, o da onlar gibi demeye getirip, kendince karalamaya çalışıyor. O günkü yalancıların varlığı, Peygamberimiz, s.a.v.’in gerçekliğine nasıl halel getiremezse, bugünkü yalancıların varlığı da Muhammed Mehdi as ın gerçekliğine halel getiremez. Bütün peygamberlerin Allah’ın elçileri olduklarının ispatı, kendilerinin ve kendilerine tabi olanların Rabbimizi bilerek , istikametle yaşamalarıdır. Bugün de Muhammed Mehdi as ın, Peygamberimiz sav’i tasdik eden bir nebi olduğunun ispatı, kendisinin ve inananların Rabbimizi bilerek, istikametle yaşamalarıdır. Tabii, Rabbimizi bilmek ne demek; bunların kağıttan okuduğu, bizimse yaşadığımız… Ne diyelim, ak - kara mahşerde belli olacak.

Yine bu arkadaş, “Mehdi masum değildir” diyor. Halbuki, Peygamberimiz sav; “izimi takip eder yanılmaz” buyuruyor. Yine Futuhat'ül Mekkiye’de “Mehdi masumdur ve verdiği hükümde de masumiyetinin yegane anlamı hata etmemesidir” buyruluyor.

Buna rağmen bu arkadaşlar, yalanlamak için her türlü yola başvuruyorlar. Bu ve bunun gibi, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyen bütün gafilleri, hatalarından dönüp, nefislerini ilah edinmeyi bırakıp, Rabbimiz'e cc teslim olmaya, davet ediyoruz. Rabbimiz cc, inananların yardımcısı olsun. Eksiklerimizi, kusurlarımızı, günahlarımızı affeylesin. Allah içiniz, O’na döneceğiz. ayetinin sırrıyla, Allah c.c. için yaşamayı ve Rabbimiz'in cc emir ve hükümlerini bütün insanlığa tebliğ etme, hayata hakim kılma gayesiyle yaşadıktan/vazifemizi hakkıyla ifa edebildikten sonra, rızasına ermiş olarak, huzuruna varabilmeyi nasip eylesin. Amin.

Ana Sayfayı okumak için tıklayınız
Peygamberimiz'in (s.a.v) zamanımıza ulaşan iki yüzün üzerinde hadis-i şerifle müjdelediği, hadislerinde "Adı adıma uygun, babasının adı babamın adına uygun","Ashabı Bedir ashabı kadardır" buyurarak kendisi ile kıyas ettiği Muhammed Mehdi (a.s.) kimdir, vasfı nedir?
okumak için tıklayınız

Osman Aydoğdu

Osman Aydoğdu Kuzuluk Akyazı Sakarya Mehdi Muhammed Mehdi Hz Mehdi "Mehdi alametleri" Mehdi geldi mi

Sahte Mehdiler var biz nasıl anlayacağız

Yıllardır sahte mehdiler çıkmakta biz gerçek mehdi a.s.'ı nasıl anlayabiliriz.

Hz Mehdi hangi vasıfla gelecek

Hz Mehdi nebi midir? Peygamberimiz son peygamber değil mi?